GÜVENME
İyi EVLADIM Var Diye Güvenme: EVLENDİRMEDEN…
İyi KOMŞUM Var Diye Güvenme: Büyük DERDE Düşmeden…
İyi ARKADAŞIM Var Diye Güvenme: Başına BELA GeLmeden…
İyi EŞİM Var Diye Güvenme: HASTALANIP Yatağa Düşmeden…
İyi KARDEŞİM Var Diye Güvenme: Araya MADDİYAT Girmeden…
İyi MAHSÜLÜM Var Diye Güvenme: Ambarına BUĞDAY Girmeden…
İyi DOSTUM Var Diye Güvenme: Araya DOST Görünen Biri Girmeden….
Anonim
NEDEN BEN?
Wimbledon’un ilk zenci şampiyonu Arthur Ashe kan naklinden kaptığı AIDS’den ölüm döşeğindeydi…
Dünyanın her köşesindeki hayranlarından mektuplar yağmaktaydı. Bunlardan bir tanesi şöyle soruyordu:
Tanrı böylesine kötü bir hastalık için neden seni seçti?
Arthur Ashe cevap verdi:
Tüm dünyada 50 milyon çocuk tenis oynamaya başlar.
5 milyonu tenis oynamayı öğrenir.
500 bini profesyonel tenisçi olur,
50 bini yarışmalara girer,
5 bini büyük turnuvalara erişir,
50’si Wimbledon’a kadar gelir,
4′u yarı finale, 2’si finale kalır.
Elimde sampiyonluk kupasını tutarken Tanrı’ya ‘Neden ben?’ diye hiç sormadım.
Şimdi sancı çekerken, Tanrı’ya nasıl ‘Niye ben’ derim?
KISSADAN HİSSE:
Mutluluk insanı tatlı yapar. Başarı ışıltılı yapar. Zorluklar güçlü, Hüzün insanı insan yapar, Yenilgi mütevazi…
Tanrı’ya asla ‘Neden ben?’ diye sormayın. Ne olacaksa zaten olur…”
İKİ ŞEY
İki şey ‘Kalitesiz İnsan’ın özelliğidir: 1- Şikayetçilik 2- Dedikodu
İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer: 1- Bakış açısını değiştirmek 2- Karşındakinin yerine kendini koyabilmek
İki şey yanlış yapmanı engeller: 1- Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgeçinden geçirmek 2- Hak yememek
İki şey kişiyi gözden düşürür : 1- Demagoji (Laf kalabalığı) 2- Kendini ağıra satmak (övmek, vazgeçilmez göstermek)
İki şey insanı ‘Nitelikli İnsan’ yapar: 1- İradeye hakim Olmak 2- Uyumlu Olmak
İki şey ‘Ekstra Değer’ katar: 1- Hitabet ve diksiyon eğitimi almak 2- Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek
İki şey geri bırakır: 1- Kararsızlık 2- Cesaretsizlik
İki şey kaşif yapar: 1- Nitelikli çevre 2- Biraz delilik
İki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar: 1- Baskın yeteneği bulmak 2- Sevdiğin işi yapmak
İki şey başarının sırrıdır: 1- Ustalardan ustalığı öğrenmek 2- Kendini güncellemek
İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır: 1- Niyetin saf olması 2- Ruhsal farkındalık
İki şey milyonlarca insandan ayırır: 1- Sorunun değil, çözümün parçası olmak 2- Hayata ve her şeye yeni (özgün, orijinal, farklı) bakış açısıyla yaklaşabilmek
İki şey gelişmeyi engeller: 1- Aşırılık (mübalağa, abartı, ifrat) 2- Felakete odaklanmış olmak
İki şey çözüm getirir: 1- Tebessüm (gülümseme) 2- Sükut (susmak)
İki şeyin değeri kaybedilince anlaşılır: 1- Anne 2- Baba
İki şey geri alınmaz: 1- Geçen zaman 2- Söylenen söz
İki şey ulaşmaya değerdir: 1- Sevgi 2- Bilgi
İki şey “hayatta önemli olan her şey” içindir: 1- Nefes alabilmek 2- Nefes verebilmek
“Allah, iradesini hakim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır”
“Yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hakim kılmak için Allah’ı kullanırlar. ” ” Giordano Bruno (1548- 1600)
Mike ATMACA’ ya teşekkürler
ÜZÜLÜRSÜN
Cahil ile dost olma ilim bilmez, irfan bilmez, söz bilmez üzülürsün.
Saygısızla dost olma, usul bilmez, adap bilmez, sınır bilmez, üzülürsün.
Aç gözlüyle dost olma. İkram bilmez, kural bilmez, doymak bilmez, üzülürsün.
Görgüsüzle dost olma, yol bilmez, yordam bilmez, kural bilmez üzülürsün.
Ukala ile dost olma çok konuşur, boş konuşur, kem konuşur üzülürsün.
Namertle dost olma, mertlik bilmez, dost bilmez üzülürsün.
İlim bil, irfan bil, ikram bil, sen seni bil ki; bu sana yeter.”
ANONiM
SİGARA ve ZARARLARI
Bir sigara firmasında çalışan ve adının açıklanmasını istemeyen bir kişi, dehşet verici açıklamalarda bulundu:
“Geçtiğimiz yıl bir sigara firmasının İzmir Torbalı’daki üretim tesislerini gezdim. Türkiye’nin en büyük sigara üretim tesisi adeta bir teknoloji üssüne benziyordu. Binlerce dönüm arazi üzerinde yükselen dev hangarlarda sigaralar tütünden paketlemeye kadar el değmeden üretiliyordu.
Yöneticiler, bizlere fabrikanın her tarafını gezdirdiler, tüm sorularımıza cevap verdiler, ancak sadece bir odaya girmemize izin vermediler. Bu oda, tütünün nemlendirildiği ve üzerine özel bir sıvının enjekte edildiği odaydı… Fabrika yöneticileri bu odaya özel bir bantla alınan tütünlerin, İsviçre’den getirilen özel bir sıvıyla nemlendirildiğini söylediler, ancak bu sıvının içinde ne olduğunu açıklamadılar. Sadece ‘Kakao, meyan kökü gibi tatlandırıcılar kullanıyoruz’ diye geçiştirdiler”
ÖZEL SIVIDA NE VAR?
Sigaraya enjekte edilen özel sıvının ne olduğuna ilişkin yaptığımız araştırmada, Türkiye’de konuyla ilgili herhangi bir araştırmanın yapılmadığını tespit ettik. Fakat Amerikan Halk Sağlığı Dergisi’nde konuyla ilgili dehşet verici bulgulara ulaştık.
İşte araştırmanın çarpıcı sonuçları:
Dr. Michael Rabinoff ve Dr. Nicholas Caskey’in “Pharmacological and Chemical Effects of Cigarette Additives” isimli araştırmada sigaranın inanılmaz etkileri olduğu ortaya çıktı. Önümüzdeki 10 yılda sigaradan kaynaklanan hastalıklar dolayısıyla 1 milyar kişinin öleceği öngörülen araştırmada, bu ölümlere sebep olan asıl unsurun sigara içinde bulunan katkı maddeleri olduğu vurgulandı. Araştırmada, sigaranın içinde tütünün yanısıra 599 adet katkı maddesi bulunduğu, bu katkı maddelerinden yaklaşık 100 tanesinin ilaç endüstrisinde kullanıldığı belirtildi.
SİGARAYA ÖKSÜRÜK İLACI KATARAK TİRYAKİLERİN SİGARAYI BIRAKMASI ÖNLENİYOR
1980′li yıllardan itibaren sigaraya katkı maddesi ekleyen firmaların, daha çok bağımlılık yapmak ve içenlerin sigarayı bırakmasını engellemek için amacıyla değişik ilaçlar kullandığı belirtilen araştırmada, araştırmada sigara içinde bulunan Benzil Salisilat’ın ağrı kesici ateş düşürücü, Akonitik Asit’in kas ağrısı ve romatizma tedavisinde, Okaliptol’ün mikrop öldürücü ve öksürük önleyici olarak kullanıldığı, üreticilerin bu maddeleri sigaraya katarak, sigaranın ölümcül etkilerini gizlemeye çalıştıkları bildirildi.
Ayrıca sigaraya katılan Asetaldehid maddesi nikotinin bağımlılık miktarını arttırıyor.
Sigaraya katılan başka bir madde olan Amonyak ise ateşle birleştiğinde nikotinin etkisini dört katına çıkarıyor. Daha fazla zehirliyor ve daha öldürücü oluyor.
Sigaraya katılan 599 maddenin daha çok bağımlılık yapma ve sigaradan kaynaklanan sağlık sorunlarını gizleme fonksiyonları olduğu belirtilen araştırmada, mentol ve tatlandırıcılarla desteklenen tütünün boğazı yakmayarak, tüketiciyi daha çok içmeye teşvik ettiği iddia ediliyor.
SİGARADA ALKOL DE VAR
Sigaranın üretim aşamasında yoğun alkol oranı olan Kanyak ve Rom karışımıyla nemlendirildiği bildirilen araştırmada, sigaranın içindeki katkı maddeleriyle adeta bir uyuşturucu maddeye dönüştürüldüğü tesbiti yapılıyor. Tüketicilerin sigara içerek rahatlamasını da hedefleyen üreticilerin, beyni uyuşturarak büyük zarar veren propilen glikol maddesini kattıkları da belirtiliyor.
Tiryakilerin nefeslerini açarak daha derinlere ve daha fazla içmelerini isteyen üreticilerin, ürünlerine nefes açıcı etkisi olan Kakao’yu dahil ettikleri, meyan kökü, zencefil gibi kokulu maddelerle gençleri ve kadınları cezbetmeyi hedefledikleri ifade ediliyor.
Kaynak : http://www.internethaber.com/
KARINCA ve ASLAN
Küçük bir Karınca, her sabah erkenden işine gelir ve neşe içinde çalışmaya başlardı. Çok çalışır çok üretir ve bunları keyif içinde yapardı.
Patronu Aslan, Karınca’nın başında yöneticisi olmadan kendiliğinden bu kadar hevesle çalışmasına çok şaşırırdı.
Bir gün karı ve verimliliği arttırmak için aklına parlak bir fikir geldi. Eğer Karınca, başında bir yönetici bile olmadan bu kadar üretken olabiliyorsa, bir de başarılı bir yöneticisi olsa neler yapardı.
Bunun üzerine, müthiş bir yöneticilik kariyeri olan ve yazdığı raporlarla ünlü Hamamböceği’ni işe aldı. Hamamböceği işe öncelikle bir saat alarak başladı.
Böylece Karınca’nın çalıştığı saatleri tam olarak ölçebilecekti. İş saatlerinde gevşekliğe müsaade etmeyecekti.
Elbette raporlarını düzenleyecek bir sekretere de ihtiyacı olacaktı. Bu nedenle hem telefon trafiğini yönetmek ve hem de arşiv işleri için Örümcek’i işe aldı.
Aslan, gelişmelerden çok memnundu. Hamamböceği’nin hazırladığı raporlar gerçekten harikaydı. Hatta ondan üretim hızını ölçen ve karlılığı analiz eden renkli grafikler de hazırlamasını istedi. Böylece bu raporları ortaklarına sunum yaparken kullanabilecekti.
Hamamböceği, bu raporları üretebilmek için yeni bir bilgisayara ve donanıma ihtiyaç duydu. Artık artan ekipmanlar için de artık bir bilgi işlem departmanı oluşturmanın zamanı gelmişti. Bu işleri idare etmek için Sinek’i işe aldı.
Bir zamanlar mutlu, üretken ve rahat olan Karınca bu yeni toplantı düzeninden ve evrak işlerinden yılmıştı. Zamanın büyük bir kısmını sorulan soruları cevaplamak ve evrak işleri yapmakla geçiyordu.
Aslan, Karınca’nın bölümünün giderek büyümesinden memnundu. Bölümü daha da büyütmek üzere bir üst yöneticiye ihtiyaç olduğunu düşündü. Ve bölüm başkanı olarak başarıları ile ünlü Ağustosböceği’ni işe aldı.
Kendi rahatına ve keyfine düşkün Ağustosböceği’nin ilk icraatı ofisi rahat edebileceği yeni mobilyalarla döşemek oldu.
Tabi ki kendisinin yeni bir bilgisayara, bütçe kontrol ve stratejik verimlilik planı hazırlanması için kişisel bir yardımcıya ihtiyacı vardı. Bunun üzerine eski işyerindeki yardımcısı Tahtakurusu‘nu işe aldı.
Karınca’nın çalıştığı yer giderek kimsenin gülmediği, neşesiz ve mutsuz bir mekana dönüşmüştü. Ağustosböceği, patronu Aslan’ı ortamın ruh halini değiştirecek bir çalışma yapılması gerektiğine ikna etti.
Bunu üzerine, Karınca’nın bölümünde olup bitenleri gözden geçiren Aslan, üretimin ve karlılığın dramatik bir şekilde düştüğünü farketti.
Hemen, son derece itibarlı ve iyi tanınmış bir Danışman olan Baykuş’u sorunu çözmesi için işe aldı.
Baykuş, Karınca’nın departmanında üç ay geçirdi. Bu hummalı çalışmanın ardından ciltlerce süren muhteşem bir rapor yazdı.
Raporun sonucu şuydu: “Departmanda aşırı istihdam vardı”.
Aslan, raporu inceledikten sonra dramatik bir karar verdi.
Ve, elbette, ilk olarak negatif tavırlarıyla dikkat çeken, mutsuz ve çalışma isteğini kaybetmiş olan Karınca’yı işten çıkardı.
ÜZÜLME
Üzülme!
Üzülebiliyorsan bir kalbin var demektir.
Kalpsizler üzül(e)mezler ki.
Ne mutlu sana ki, üzülebiliyorsun.
Dokunan var demek ki kalbine.
Demek ki gözden çıkarılmadın.
Demek ki sen hâlâ bir umut tarlasısın.
Üzülme!
Üzülüyorsan, Biri var ki senin cılız varlığını düştüğü çamurdan kaldırmak istiyor.
Ve onun için dokunuyor kalbine.
Kıymetini bil ki, üzmeye değer görüyor seni.
Hüzünlerin kalbinin toprağını allak bullak ediyorsa, sen ekilmeye layık bir topraksın demektir.
Kaygıların vuruşuyla tuz buz oluyorsa taş katılığında büyüttüğün güvencelerin, yarılan göğsüne umut fidanları dikiliyor demektir.
Üzülme!
Yüzün yerde geziyorsan, ellerin boynuna sarılı ise, içini ısıtacak haberlerin mürekkebi damlıyor olmalı ömrünün defterine.
Kar yağıyorsa güvendiğin dağlara, yarının ovalarında rengârenk çiçeklerin olacak demektir.
Hırçın fırtınalar sarsıyorsa sevinçlerinin zirvesini,
Rüzgârlar dövüyorsa umudunun yamaçlarını,
Bir yüce dağsın sen demek ki, az bekle, eteğinden serin pınarlar akmaya başlayacak demektir.
Üzülme!
Üzülüyorsan, şımaramazsın.
Kibrin kirli tuzağına düşemezsin.
Kendini beğenmişliğin çamuruna dolaşmaz ayakların.
Uzak geçersin isyanlı yollardan.
Heveslerinin ardı sıra düşüp nisyan uçurumlarının başına sürüklenmezsin.
Üzülme!
Üzülüyorsan, bir kutlu teselli kapısının önünde bekletiliyorsun demektir.
Gözlerini kaldır vefasız dünyanın eşiğinden.
Gönlünün elinden çıkar sebeplerin boş avuntularını.
Yüreğini küstür coşkulardan.
Kapı açıldı açılıyor demektir.
Üzülme!
Üzülüyorsan, kaybedeceğin bir şeyler var demek ki;
Kaybedeceği bir şeyi olanlar çoktan kazanmışlardır.
Eline geçmeyenleri saymakla tüketme nefesini, elindekileri saymaya başla.
Hepsini saysan bile, nefesini saymaya nefesin yetmeyecek demektir.
Bak işte zenginsin.
Üzülme!
Seni bir İşiten var.
Seni, senin kendini bile sevmenden önce O sevdi.
Çektiğin acılara habire meşgul çalan telefonlar gibi kör ve sağır değil O.
Yüreğinin her yangınına O yetişiyor.
Ayrılıklarına ve sıkıntılarına metal soğukluğundaki plazalar gibi umursamaz değil O.
Yitirdiklerinin hepsini sana iade edeceğine söz veriyor.
Sevdalarına ve özlemlerine çok seçenekli sınav kâğıtları gibi tatsız ve tuzsuz formüller sunmuyor.
Seni herkesten çok anlıyor,
Seni senin kendini düşündüğünden çok düşünüyor.
Gözyaşlarınla imzalayasın istiyor yakarışlarını.
Bir ebedî çerçevenin içinde, gösterişsiz bir kullukla fotoğraflamak istiyor seni.
Dağılıp giden ömür kırıntılarının arasından sıcacık bir kardelen ümidi devşiresin istiyor.
Keyfinin çatlak kabuklarının arasından sonsuz teselli pınarları akıtmak istiyor.
Üzülme!
Varlığının tenine çiziktir her hüzün.
Varlığından haber verir üzüntün.
Hatırlar mısın, bir zamanlar hatırlanmaya değer bir şey bile değildin.
Hiç umursanmadan çöpe atılabilecek kirli bir su iken sen, yüzüne bir tek O baktı.
Kimselerin arayıp sormadığı, önemseyip adını bir kenara yazmadığı o günlerde, Senin adını ilk O andı.
Hatırını bildi.
Seni yanına aldı.
Hep yanında oldu.
Sen seni unutup da başını yastığa koyduğunda bile, seni her defasında sabaha çıkardı.
Sen Onu defalarca unuttun ama O seni asla unutmadı.
Üzülme!
O’nun en sevdiği kulu da yalnız kaldı.
Taşlandı. Sürüldü. Yaralandı. Aç susuz kaldı.
Yuvasına uzaktan göz yaşları içinde baktı.
Mağarada yapayalnız ve korunmasızdı.
Senin gibi üzülen yol arkadaşına sonsuz müjdeler veren tebessümüyle fısıldadı:
“Allah bizimle beraberdir”
Üzülme!
Kaldır yüzünü yerden.
Omuzlarından sarsıp kendine getirmek istiyor seni Sevgili.
Rabbin sana küsmedi ki.
Gözlerinin içine içine bak sevdiklerinin.
Rabbin seni unutup yalnız bırakmadı ki.
SENAİ DEMİRCİ
(Gönderen:Mustafa ÖN)
SON YORUMLAR