Arşiv

Archive for Nisan, 2008

AMIGO ve TARAFTAR

Takımınının kazanması için taraftarları coşturmaya çalışan, ama sırtı futbol sahasına dönük olduğu icinde maçı seyredemeyen amigoya sordum:
Taraftarları coştururken arkan sahaya dönük oluyor, maçı hiç seyredemiyorsun?
Bana şu cevabı verdi:
O kadarı bana yetiyor. Taraftarları zafere inandırmak bana yetiyor.
Cünkü inançtan yoksun taraftar, takıma kazanacağı maçı da kaybettirir. 

Paulo COELHO

Categories: SÖZÜN ÖZÜ

MUSIKI MAKAMLARI ve ETKILERI

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdal Işık,
Tuna Valsi, 5. Senfoni ve Tatlıses’in bazı türkülerinin sara nöbetini tetiklediğinin belirlendiğini, bunun nedeninin tam olarak bilinmediğini bildirdi.
Işte Prof. Işık’ın açıklamaları:
Müzik, türüne göre gevşeme, hatta sakinleştirici etkide bulunabilir.
Müzik, iletişim kurma ve uğraşı tedavisinde, bunama olan kişilerde de kişiyi dış dünyaya bağlayan bir aracı olarak kullanılabilir.
Türk Müziği’ndeki,
Hicaz makamı “alçak gönüllülük” verici,
Rast ve mahur makamı “neşe ve huzur” verici,
Hüseyni makamı “sükunet ve rahatlık” verici,
Saba makamı “cesaret ve kuvvet” verici,
Uşşak makamı “gülme duygusu” verici,
Acemaşiran makamı ise “gevşeme” vericidir.
Müzikle terapi, tedavi girişimleri sınırlı olan psikiyatrik hastalıklarda yardımcı bir tedavi yaklaşımı olarak ele alınabilir.
Ancak bunu tek başına iyileştirici bir yöntem olarak düşünmek doğru olmaz.

Aktifhaber/19 Aralik 06

Categories: GENEL KÜLTÜR

HADISLERDEN-1

-Bir kisideki en kotu huylar: Korkaklik ve Cimriliktir.
-Insanlarin kiymetini bilmedigi iki servet vardir: Saglik ve Zaman
-Dunyada bir garib yolcu ol ve kendini olmus gibi dusun!
-Gercek pehlivan baskalarini degil, kendi nefsini yenendir.
-Iyilik hazinelerinden biri, basa gelen felaketleri gizlemektir.
-Kendisine layik gordugunu sana layik gormeyenin dostlugunda hayir yoktur.

Hz.MUHAMMED [sav]

Categories: SÖZÜN ÖZÜ

LAIK ve LAIKLIK

Laik ve Laiklik, Bunlar Türkiye’nin başına çorap ören iki kelime.

Frenk armudu gibi;

Kimi tatlısına malzeme yapıyor, kimi de limonlu salatasına.

Latince’de “Laicus”, Yunanca da “Laikos” dan gelen,
“Lai” diye bir kelime var ve “avam” anlamına geliyor.
Kime göre avam?
Rahipler ve ruhban sınıfına göre.

“Lai” ya da günümüzdeki yazılışıyla “Lay”,  meslekten olmayana denir.

Batı’da bunu kullanırken “lay ministry”, yani “alaylı papazlık” anlamında kullanırlar.
Yani mektepli olmayan papazlık.

Bu durumda, Avrupa’dan gelen bu kelimeyi doğru kullanacaksak;

Laik olmak demek, “mektepsiz papazlık” tan yana olmak demektir.

Bunun bir anlamı yokmu?
Elbette var, başta Katolik olmak üzere Hıristiyan ülkelerde var.

Batı’da 1800’lu yıllara kadar ülkelerin yönetimi “mektepli papazlar” ın elindeydi.

Sadece yönetim değil, bütün mal varlıkları, köleler, maliye, hazine, ordu ne varsa.

Hal böyle olunca, Türkiye’de Laik olmak, eksantrik bir tercih olmuyormu?
Alev ALATLI

Categories: FİKİR MEYDANI

SAG ve SOL

Sağ ve sol..anladım ki; bu iki kelime,
aynı anlayışsızlığın, aynı kinlerin, aynı cehaletin ifadesidir.
Camur, ama Batı’dan ithal edilmiş.

Fransız ihtilaliyle ortaya çıktılar.

Kralın sağında oturanlar sağcı, solundakiler solcu.

Sağla sol, Doğu’yla Batı gibi kaypak iki kavram.
Bu anlaşmasına imkan olmayan iki düşman arasında münzevi aydın hareketini nasıl ayarlayacak?

Cünkü bunlar hakikati kapamaya yarayan uydurmaca mefhumlardır.
Bilhassa sosyal sınıflara ayrılmamıs bir ülkede sağcı solcu ne demek?

Sağ okumuyor.
Sol diyalogdan kaçıyor, küskün.

Pamuk ipliğinden biraz daha sağlam tek bağ: düşünce birliği.
O da rüzgarın her an tehdid ettiği bir kandil.
Düşünce birliği, düşünen insanlar arasında olur.

Cemil MERIC

Categories: FİKİR MEYDANI

TEKRARLANAN TARIH

Osmanli Padisahi III.Selim’in goreve getirdigi Seyhulislam Ataullah Efendi ve Sadaret Kaymakami [Mustesar] Kose Musa, kurulacak yeni ve modern orduyu [Nizam-i Cedid] istemedikleri halde, padisaha yaranmak icin istiyor gibi davraniyorlardi.
Bir taraftanda gizliden gizliye alternatif olarak ellerinde tuttuklari Sehzade Mustafa ile irtibatlarini devam ettiriyorlardi.
Diger taraftan Yeniceriler ise; Avrupai tarzda kurulacak modern yeni orduyu istemiyor, bu yeni orduyla birlikte eski pozisyonlarini kaybedeceklerinden ve bazi haklarinin kisitlanacagindan endise ediyorlardi.
I
s cevreleri de yeni ordunun finansmani icin konulan vergilerden dolayi III.Selim’e karsi cephe almislardi.
Padisah III. Selim ise; yenilikleri yurutecek ve olup bitenleri degerlendirebilecek nitelikli ve guclu bir kadroya sahip degildi.
Boyle bir ortamda Kose Musa, Bogazlardan sorumlu bakan Raif Mahmut Pasa’yi, Rumeli Kavagi’ndaki Yenicerilerin yeni orduya baglanmalarini ve yeni ordunun elbiselerini giymelerini teblig icin gorevlendirdi. [25 Mayis 1807]
Ama  diger taraftanda gizlice ve bir baskasiyla da yenicerilere ‘Yeni Ordunun elbiselerini giyerseniz dinden cikarsiniz, giymezseniz ordudan atilacaksiniz. Belki de olduruleceksiniz!” diye uyararak  ve bu kararinda Padisah tarafindan alindigina dair haber gondererek onlari Padisaha karsi kiskirtti.
Bu haberi alan Yeniceri’ler de “Biz bu elbiseleri giymek istemiyoruz” diyerek ayaklandilar, Raif Mahmut Pasa’yi oldurduler ve Kabakci Mustafa’yi da kendilerine Lider olarak sectiler.
Arkasindan Padisah III. Selim’e Nizam-i Cedid’i kaldirttilar ve daha sonra da Ataullah Efendi’den  fetva alarak onu tahttan indirdiler.
Simdi burada sorulmasi gereken sorular sunlar:
Bu olaylar size tanidik geliyormu  veya bu tip sahislari bir yerlerden taniyormusunuz?
Buraya kadar yazilanlar sadece gecmiste kalmis olaylar ve tarihten bir kesitmi?. 
Veya bu tur olaylar degisik versiyonlarla her donemde tekrar ediyormu? 
Iste bu sorularin cevabini bulmak icin, oncelikle yine bazi sorularla o gunku olaylarla gunumuzun bir karsilastirmasini yapalim.
1-Padisahin en yakininda gorev yaptigi halde el altindan ona ihanet eden ve saray disi cevrelerle irtibat halinde olan Kose Musa’lar gibi; bugunde el altindan bir kisim cevreleri fitneleyen ve gizli irtibatlar kuran siyasiler varmidir?.
2-Yeniliklere karsi cikan ve engellemek icin fetva veren  o gunun Seyhulislamlari gibi,  bugunde hukuk disi isler yapan, hukuk disi islere goz yuman  ve siyasi pozisyon alan hukukcular varmidir?.
3-Menfaatlerimiz elden gidecek endisesiyle Sarayin yaptigi herseye isyan eden ve her turlu provakasyona acik Yeniceriler gibi, bugunde ayni sekilde devamli sokaklara dokulen  burokratlar, akademisyenler, isciler, memurlar ve her turlu devlet gorevlisi varmidir?
4-Olaganustu durumlar icin kenarda yedek olarak bekleyen veya bekletilen Sehzade Mustafa’lar gibi, bugunde olaganustu hallerden meded uman ve hic secim kazanamayan basarisiz siyasetciler varmidir?
5-Ulkenin ilerlemesi icin gerekli yenilik ve gelismelerden ziyade kendi verecekleri vergileri dusunen ve sirf bunun icin Padidah’a muhalefet eden o gunun is cevreleri gibi, bugunde devletle olan butun munasebetlerini sirf kendi cikarlari cercevesinde yuruten is cevreleri varmidir?
Eger ”vardir” diyorsaniz; o zaman butun bu davranislari bugun sergileyen ve devletin zaaflarindan istifade etmeye calisanlar kimlerdir diye sormak ve dusunmek gerekir.
Evet! Onlar, her firsatta gecmisi kotuleyip ”Padisahlik gitti, Cumhuriyet geldi”  diye bayram eden, kotuledikleri donemin cok kotu bir taklidinden oteye gecmeyen cevrelerdir.
Yani 

siyasi, sosyal ve demokratik her turlu reformu engelleyen, sadece kisisel menfaatlerini dusunen, cag disi kalmis materyalist dusuncelerini israrla devam ettiren, universiteleri, iscileri ve memurlari milli menfaatlerin aleyhine orgutleyen, hukumetlere is yaptirmamak icin lazim olan hukuksal fetvalari almayi aliskanlik haline getiren ve bu fetvalari cok rahatlikla verebilecek hukukculari yetistiren cevrelerdir.

Latif UNAL/Nisan 2008

Categories: DENEMELER

SA’D B.EBI VAKKAS

Sa’d b. Ebi Vakkas, Ibn-i Omer, Ibn-i Mes’ud ve Ammar b. Yasir gibi bazi sahabeler biraraya gelmis ve ortaya cikan fitnelerden konusuyorlardi.
Sa’d: “Bana sorarsaniz, ben evimde oturacagim ve fitneye karismayacagim” dedi.
Diger sahabeler ise kendisine;
“Savasmayacakmisin? Halbuki sen su istisare heyetine katilanlardan ve baskalarindan bu ise daha layiksin” dediler.
Sa’d ise onlara tekrar;
Bana iki agzi, iki dili ve iki dudagi olan, mumini kafirden ayirabilen bir kilic vermediginiz takdirde savasmam.
Evet! Ben cihad meydanlarinda da bulundum ve Cihad’i iyi bilirim. Fakat bu is, Cihad’a benzemiyor” diye cevap verdi.

 

Categories: PORTRELER

ONUR ve ÖZGÜRLÜK

İnsanın onuru, özgürlüğünden önce gelir.
Onurun olmadıktan sonra, özgürlüğün ne anlamı var.
 

 

Categories: VADİ ÇİÇEKLERİ

GÖRDÜNMÜ?

Bir insanı arkadan vurmanın en sağlam yolu,
onun arkasında olmaktır.
Sen hiç yüzyüze kahpelik yapıldığını gördünmü?

Categories: VADİ ÇİÇEKLERİ

YAS DUNYASI

Dünyasına, dünyasına,
Aldanma dünyasına,
Dünya benim diyenin,
Dün gittik, dün yasına.

Categories: VADİ ÇİÇEKLERİ
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.