MEŞRUİYYET
Kavramları karıştırmayalım…
Meşruiyet, ne demektir.
Yasallık mıdır? Hayır.
Yasal olur, ama meşru olmayabilir.
Yasal da olur, anayasal da olabilir; fakat meşru olmayabilir.
Ayrica “Meşruiyet” kavramı, yargının hükme bağlayabileceği bir kavram da değildir.
Yargı, yasalla ilgilenmek durumundadır.
Yasalara ve anayasaya uygunluk, yargının hem yetkisini hem de yetkisinin sınırlarını belirler.
Yargı, meşruiyetin varlığı veya yokluğu konusunda direkt kararlar vermez ve hükümler kurmaz.
Meşruiyet, hem daha genel, hem daha derin, hem daha yüksek bir kavramdır.
Konunun farklı bir yönünü işaretleyelim.
Denilir ki, “hukukla adaletle ilgili hususlar referanduma götürülmez.”
Doğrudur. Temel haklar, yargının yasalara göre çözümlemesi gereken meseleler referanduma götürülmez, çünkü referandumda evet yahut hayır çıkması, neyin adil olup olmadığını belirleyemez.
Halkın hukuki yargılama hakkı yoktur.
Amma ve lâkin, “meşruiyet” bahsinde durum değişir!
Menderes’i idam ettiler.
Darbe kendi hukukunu oluşturdu.
Birileri o hukuka göre devlet başkanı ve hükümet oldu.
Sonra da darbe hukukunun yargıçları, mahkeme kararıyla Menderes’i idam etti.
Yasallığı da anayasallığı da kendilerine göre hallettiler!
Ama o yapılanlar meşru değildi.
Darbe meşru değildi.
MBK meşru değildi.
Yassıada Divanı meşru değildi.
Menderes’in ve arkadaşlarının yargılanması meşru değildi,
Menderes’in idamı meşru değildi.
Millete!!! Evet, millete. “Siyasî meşruiyet” konusundaki kararları millet verir.
Cunku Meşruiyet, milletin hür iradesiyle tezahür eden, “taayyün” eden bir gerçekliktir.
Bir daha belirtelim: “Meşruiyet” kavramı, mahkemelik yahut polemiklik bir kavram değil.
Amme vicdânıyla, millet vicdânıyla, insanlık vicdânıyla ilgili bir kavramdır
Ahmet SELIM / Zaman/ 11 Nisan 2008