Arşiv

Archive for Mayıs, 2008

FIKIR ADAMI

Fikir adami gerekirse kendini sahsiyet ve benligiyle zirhlamali.

Eger zirhli degilsen; cemiyet bir sumuklu bocek gibi ezer seni.

Hatta annen, baban, kardesin ve cocugun ezer.

Ezerler, cunku sen baskalarindan farklisin.

Sen hem farklisin, farkli oldugun icinde zayifsin.


EMERSON

Categories: SÖZÜN ÖZÜ

CEVIZ AGACI ve KABAK

Gunlerden bir gun Nasreddin Hoca bir caviz agacinin govdesine sirtini dayayip, onundeki kabak tarlasina dogru bakarak otururken, derin dusuncelere dalar ve ilahi hikmeti sorgulayarak, kendi kendine soyle mirildanir:
Ya Rabbi; bu koskocaman agacta, kucuk kucuk cevizler, ama tarladaki o zayif yapraklar arasinda koskocaman kabaklari yaratmissin.
Bu biraz bana zatinin hikmetine ters geldi. Tam tersi olmali degilmiydi”
Nasreddin Hoca bu dusunceler icerisindeyken, biraz sonra dalindan kopan bir ceviz kafasina duser.
Nasreddin Hoca, tekrar kendi kendine mirildanir:
“Sozumu geri aliyorum Ya Rabbi! Sen herseyi yerli yerinde ve hikmetle yaratmissin.
Simdi bu agactan basima dusen sey, ceviz yerine kabak olsaydi, ne olurdu benim halim”  

Categories: NÜKTELİ FIKRALAR

BIR TEBESSUMUN SONUCU

Küçük kız, hüzünlü bir yabancıya gülümsedi.
Bu gülümseme adamın kendisini daha iyi hissetmesine sebep oldu.
Bu hava içinde yakın geçmişte kendisine yardım eden bir dosta teşekkür etmediğini hatırladı.
Hemen bir not yazdı, yolladı.
Arkadaşı bu teşekkürden o kadar keyiflendi ki, her öğlen yemek yediği lokantada garson kıza yüklü bir bahşiş bıraktı.
Garson kız ilk defa böyle bir bahşiş alıyordu.
Aksam eve giderken, kazandığı paranın bir parçasını her zaman köşe basında oturan fakir adamın şapkasına bıraktı.
Adam öyle ama öyle minnettar oldu ki. İki gündür boğazından aşağı lokma geçmemişti.
Karnını ilk defa doyurduktan sonra, bir apartman bodrumundaki tek odasının yolunu ıslık çalarak tuttu.
Öyle neşeliydi ki, bir saçak altında titresen köpek yavrusunu görünce, kucağına alıverdi.
Küçük köpek gecenin soğuğundan kurtulduğu için mutluydu. Sıcak odada sabaha kadar koşuşturdu.
Gece yarısından sonra apartmanı dumanlar sardı. Bir yangın başlıyordu.
Dumanı koklayan köpek öyle bir havlamaya başladı ki, önce fakir adam uyandı, sonra bütün apartman halkı.
Anneler, babalar dumandan boğulmak üzere olan yavrularını kucaklayıp, ölümden kurtardılar.
Bütün bunların hepsi, beş kuruşluk bile maliyeti olmayan bir TEBESSÜM’un sonucuydu.

Categories: NÜKTELİ FIKRALAR

ANLAMLI SOZLER

Bir ülkede yalakaligin getirisi, durustlugun getirisinden daha fazla ise, o ülke batar.
MONTESQUİE

Gerçek çiftçi, ürününü göremeyeceğini bildiği halde, toprağını eken adamdır.
CİCERO
Çizgiler, yüreklerimizde değil, yalnız alınlarımızda belirir.
Çünkü insanın ruhu hiçbir zaman yaşlanmaz.
JAMES A.GARFİELD
Bana dünyada okuduğum en güzel kitabi sordular. “Annem” adlı kitaptır dedim.
A.LINCOLN
Geçmişi hatırlamayanlar, onu bir kere daha yaşamak zorunda kalırlar.
GEORGE SANTAYANA

Öğrenmenin üç kaynağı vardır; çok görmek, çok acı çekmek, çok çalışmaktır.
CATHERALL

Bir insanın gerçek zenginliği, onun bu dünyada yaptığı iyiliklerdir.

HZ.MUHAMMED [s.a.v]

Başkalarının bilgisiyle bilgin olsak bile, ancak kendi aklımızla akıllı oluruz. 
MONTAIGNE
Mal kaybeden tek bir şey kaybetmistir, onurunu kaybeden  birçok şey kaybetmiştir.
Fakat cesaretini kaybeden her şeyini kaybetmistir.
GOETHE

Hayat merdivenlerini çıkarken, insanlara iyi davranalım.
Çünkü inerken gene aynı insanlara rastlayacağız.

CENAB ŞEHABETTIN

Diger tarafı dinlemeden karar veren, doğru karar verse bile adaletsizlik etmiş sayılır.
SENECA
Düşman isterseniz, dostlarınızı geçmeye çalışınız.
Dost isterseniz, bırakın, dostlarınız sizi geçsin.

LA ROCHEFOUCAUKD
Bankalar güzel havalarda size bir şemsiye verip yağmurlu bir günde geri alan kurumlardır.
ANONIM
İki şeyin elden gitmeden değerini takdir etmek zordur; sağlık ve gençlik.
HZ.ALI [r.a]

Neden iki kulağımıza karşılık bir dilimiz var, biliyor musunuz?
Çok dinleyelim de az konuşalım diye.
DIYOJEN
İnsanlar hür olarak doğar, ama her yerde zincire vurulmuş olarak yaşarlar.

JEAN JACGUES ROUSSEAU

Bana, hürriyetlerin en büyükleri olan düşünce, inanç ve vicdan hürriyetlerini verin yeter.

MILTON
Zalimlere isyan etmek, Allah’a itaat etmektir.

JEFFERSON
Erkekler kadınların ilk aşkı, kadınlar erkeklerin son aşkı olmak ister.

OSCAR  WILDE
Kadinda mazi, erkekte istikbal aranir.
ANONIM

Aynı dili konuşan değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilirler.
MEVLANA
İnsanları yükselten iki büyük vasıf vardır; erkeğin mert, kadının namuslu olması.

NAPOLEON
Güçlü adamlarla dostluk kurmak kadar tehlikeli bir şey yoktur.

PHAEDRUS
Devler gibi eserler bırakmak için, karıncalar gibi çalışmak lazım.

NECIP FAZIL KISAKUREK
İki şeye hakkım olduğuna karar verdim: Özgürlük ve ölüm.
Birine sahip olamazsam ötekini isterim, çünkü hiç kimse beni canlı tutsak edemez.

HARRIET TUBMAN

Paran varsa gelininle otur
Gucun varsa kizinla otur
Aklin varsa yalniz otur.
ANONIM
Insan bir sal gibidir, akil dumeni ve fikirde yelkeni
Sur surebilirsen, haydi goreyim seni
ANONIM
Insani insan kilan,varolusun gizemi konusunda durmadan gelistirdigi kuramlar degil,
yazgisini yerine getirmeye karar vermesidir.
Paulo CHELCO
Gercek sanat, birer hayalete benzeyen kaypak ve soyut varliklarin damarlarindan kan gecirmek,
gozlerine parilti,  adalelerinede sicaklik ve sertlik vermektir.
SARTRE
İnsanlarla balıklar aynı özelliğe sahiptirler.
Nereden belli?
Ağızlarını açmadıktan sonra ikisinin de başı belaya girmez.
LA EDRI
İnsanoğlu bu aleme çıplak gelir, çıplak gider.
Feryatlar içinde ağlayarak gelir, ağlayarak gider.
Taslicali YAHYA BEY

Categories: SÖZÜN ÖZÜ

YENILGI ve ZAFER

Dünyanın her yerindeki her insanin yenileceği bir yer vardır.
Kimilerini yenilgi yıkar , kimileriyse zaferle küçülür, bayağılaşırlar.
Büyüklük, hem yenilgiyi, hem de zaferi kabullenebilen kişilerde yaşar.

JOHN STEINBECK

Categories: SÖZÜN ÖZÜ

ISTERDIM

Kavgayı bir ağacın yaprağına yazmak isterdim, sonbahar gelsin, yaprak kurusun diye..
Öfkeyi bir bulutun üstüne yazmak isterdim, yağmur yağsın, bulut yok olsun diye..
Nefreti karların üstüne yazmak isterdim, güneş açsın, karlar erisin diye..
Dostlugu ve sevgiyi yeni doğmuş masum bir bebeğin üstüne yazmak isterdim,
Onlar büyüsün ve tüm dünyayı onlar sarsın diye.

La EDRI

Categories: SÖZÜN ÖZÜ

YABAN KAZLARI

Göç eden yaban kazlarinin havada süzülürken “V” seklinde bir formasyonla uçtuklarini görmüssünüzdür…
Bilim adamlari kazlarin neden bu sekilde uçtuklarini arastirmislar ve su sonuclari cikarmislar:

1-] “V” seklinde uçuldugunda, uçan her kus, kanat çirptiginda arkasindaki kus için, onu kaldiran bir hava akimi yaratiyormus.Böylece “V” seklinde bir formasyonda uçan kaz grubu,birbirlerinin kanat çirpislari sonucu ortaya çikan hava akimini kullanarak uçus menzillerini % 70 oraninda uzatiyorlarmis. Yani tek basina gidebilecekleri maksimum yolu grup halinde neredeyse ikiye katliyorlarmis.
Kissadan Hisse:
Belli bir hedefi olan ve buna ulasmak için bir araya gelen insanlar, hedeflerine daha kolay ve çabuk erisirler.

2-] Bir kaz, “V” grubundan çiktigi anda uçmakta güçlük çekiyor. Çünkü diger kuslarin yarattigi hava akiminin disinda kalmis oluyor. Bunun sonucunda, genellikle gruba geri dönüyor ve yoluna bu sekilde devam ediyor.
Kissadan Hisse:
Bizimle ayni yöne gidenlerle bilgi alisverisini ve isbirligini sürekli kilmakta fayda vardir..

3-] “V” grubunun basinda giden kaz hiç bir hava akimindan yararlanamiyor. Bu yüzden digerlerine oranla daha çabuk yoruluyor. Bu durumda en arkaya geçiyor ve bu defa hemen arkasindaki kaz lider konumuna geçiyor. Bu degisim sürekli yapiliyor; böylece her kaz grubun her noktasinda yer almis oluyor.
Kissadan Hisse:
Yaptiginiz her isi, yeri ve zamani geldiginde baskasina birakmak gerekiyor.

4-] Uçus hizi yavasladiginda gerideki kuslar, daha hizli gitmek üzere öndekileri bagirarak uyariyorlar.
Kissadan Hisse:
Ilerlemek ve yol almak için bazen baskalarinin uyarilarina gereksinim duyariz. Bundan alinmamaliyiz; tam aksine,
böyle uyarilari sevinç ve takdirle karsilamaliyiz.

5-] Gruptaki bir kus hastalanirsa ya da bir avci tarafindan vurulup uçamayacak duruma gelirse; düsen kusa yardim etmek üzere gruptan iki kaz ayriliyor ve korumak üzere hasta / yarali kazin yanina gidiyor. Tekrar uçabilene (ya da eger ölürse, ölümüne kadar) onunla beraber yarali kusu asla terk etmiyorlar. Daha sonra kendilerine baska bir kaz grubu buluyorlar. Hiçbir kaz grubu, kendilerine bu sekilde katilmak isteyen kazlari reddetmiyor…
Kissadan Hisse:
Adam olmak sadece insanlara özgü degil….
 

Categories: GENEL KÜLTÜR

DENIZ ve MARTILAR

Ey gönül sahilime çarpan dalgalar
Hasretin hüznünü şimdi sizlerle aşıyorum.     
Ey çığlık çığlığa uçuşan martılar     
Attığınız her çığlıkta, bir gurbet yaşıyorum.

Latif UNAL

Categories: RESİMLER

TEMEL ve LEVHALAR

Birgün temel arabasıyla yola çıkmış.
Epey yol aldiktan sonra “yavasla 100 km” diye bir tabela görmüş.
180 ile giden temel hızını 100 e düşürmüş.
Biraz daha gitmiş “yavaşla 75 km” yazıyomuş, Temel hızını 75’e düşürmüş.
Biraz daha gitmiş “yavaşla 10 km” yazıyomuş. Temel iyice yavaşlamış.
Biraz daha gittikten sonra “yavaşla 2 km” yazıyomuş.
Temel arabasıyla yavaş yavaş gitmeye başlamış ve sonunda karsisina su levha cikinca sok olmus:
YAVAŞLA’YA HOŞGELDİNİZ …

Categories: NÜKTELİ FIKRALAR

SAHILDEKI SOKAK LAMBASI

Sahil yolunu aydinlatan ve altindaki bank’a gelip oturan nice sevdalilara sirdaslik  ve arkadaslik yapan bir sokak lambasini dusunuyorum.
Yillar ve mevsimler boyu nice insanlar gelip gecse ve nice olaylar gorsede; bir an bile olsa gorevini unutmayan bir sokak lambasini. 

Gun oldu kimileri kalemlerle govdesine ismini yazdi ve kimileri bicaklarla kalp resimleri kazidi. 
Ne yaman dalgalar onu sarsti ve islatti. 
Zaman zaman yikilma ve kuflenme tehlikeleri atlatsa da; asla yikilmadi ve kuflenmedi. 
Ara sira gelip kuflenmesin diye boya ve cila yapsalarda; simdiki boyalar onun ilk boyandigi boya kadar kaliteli olmadigi icin bir turlu ayar tutturamadilar.
Zamanla sahilden uzaklasti ve denizle arasina mesafeler girdi. Cunku sahil molozlar, kayalar ve taslarla dolduruldu.
Ve copler, plastik siseler, bos bidon ve tenekelerden dolayi kirlenen sahilden de pis kokular  gelmeye basladi. 

Ama onun dili olmadigi icin sesini duyuramadi ve yapilanlarin yanlis oldugunu kimselere anlatamadi.
Ve hala sevgi ifadeleriyle govdesini cizselerde, cizdikleri o kalemleri kirip denize atsalarda; herseye ragmen o, kendisine yaslanip hayaller kuran asiklari aydinlatmaya devam ediyor, sevgilerine ortak oluyor, anilarini ve sirlarini mukaddes bir emanet gibi yureginde sakliyor.
Bazen yagmur yagiyor. Ona carpip gozyasi haline gelen damlalar govdesinden asagi suzulurken, daha yolun basindaki gencler baslarini kaldirip onun agladigini bile gormuyor ve kendi romantik dunyalarinda toz pembe hayallerle yasiyorlar.
Onlar ufuklara bakip guzel hayaller kurarken, o, cevresi taslarla doldurulup denizden uzaklastirilmis haline, kuflenmeye terkedilen govdesine, kirletilen cevreye ve yikilan hayallerine agliyor, agliyor ve agliyor.


Latif UNAL

Categories: DENEMELER
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.