CENNETI KAZANDIRAN ASK
Vaktiyle Kütahya’da, Germiyan ilinde yakışıklı, gayretli ibadete düşkün bir genç yaşardı.
Herkesin parmakla gösterdiği Yusuf gibi bir civan idi.
Bir gün pazara giderken evlerin pencerelerinden birinde bir kız gördü ve aşkına düştü.
Aklı başından gitti.
Kız da onu görmüş, o da tutulmuştu.
Sonra genç birilerini göndererek kıza talip oldu.
Neyse ki kızın babası aklından onu başkasına nişanlamıştı ve delikanlının teklifini reddetti.
İki genç arasındaki aşk elemi dayanılmaz hale gelince kız haber gönderdi.
”Beni çok sevdiğini öğrendim. Benim de sana olan arzum var. İstersen seni ziyaret edeyim, yahut senin evime gelmeni kolaylaştırayım, sen gel”
Genç bu haberi getiren aracıya açık konuştu:
”Bunlardan hiçbiri olmayacak. Eğer ben Allah’a asi olursam büyük günün azabından korkarım.”
Aracı kıza gelip bu haberi verince kız:
’Teklifim açık olduğu halde onu Allah’tan korkarken buldum. Kulluğuna gıptalar olsun.
İffet ve fazilet herkes icin müşterektir ve madem Allah’ın emri herkesedir, o halde bana yazıklar olsun!’ dedi ve o günden sonra kendini ibadete verdi, dünya ile bağını kesti.
Kesemediği tek bağ, o delikanlıya olan aşkıydı.
Bu uğurda erdikçe erdi, dert üstüne dert çekti. Sonunda bu yüzden can verdi.
Genç, onun öldüğünü duyunca yıkıldı, perişan oldu. Mezarına gelip ağlar, onun için dua eder, yanar yakılırdı.
Yine bir gün kabri başındayken onu uyku bastı. Rüyasında sevgilisini pek güzel giysiler içinde gördü ve ay gibi parlıyordu.
Sordu: Nasılsın benden sonra neyle karşılaştın?
Ey arzum! Senin sevgin ne güzel sevgiydi, beni hayra ve güzelliğe götürdü.
Nasıl bir güzellik?
Cennet ey sevgili, hiç bitip tükenmeyen nimetler içinde sonsuz bir cennet…
Genc: Beni orada hatırla. Çünki ben seni hiç unutmuyorum.
Vallahi bende unutmuyorum.
Seni ne vakit göreceğim ey sevgili?
Yakında bize gelecek ve beni göreceksin.
O genç, rüyasından sonra yalnızca yedi gece yaşayıp öldü.
Herkesin parmakla gösterdiği Yusuf gibi bir civan idi.
Bir gün pazara giderken evlerin pencerelerinden birinde bir kız gördü ve aşkına düştü.
Aklı başından gitti.
Kız da onu görmüş, o da tutulmuştu.
Sonra genç birilerini göndererek kıza talip oldu.
Neyse ki kızın babası aklından onu başkasına nişanlamıştı ve delikanlının teklifini reddetti.
İki genç arasındaki aşk elemi dayanılmaz hale gelince kız haber gönderdi.
”Beni çok sevdiğini öğrendim. Benim de sana olan arzum var. İstersen seni ziyaret edeyim, yahut senin evime gelmeni kolaylaştırayım, sen gel”
Genç bu haberi getiren aracıya açık konuştu:
”Bunlardan hiçbiri olmayacak. Eğer ben Allah’a asi olursam büyük günün azabından korkarım.”
Aracı kıza gelip bu haberi verince kız:
’Teklifim açık olduğu halde onu Allah’tan korkarken buldum. Kulluğuna gıptalar olsun.
İffet ve fazilet herkes icin müşterektir ve madem Allah’ın emri herkesedir, o halde bana yazıklar olsun!’ dedi ve o günden sonra kendini ibadete verdi, dünya ile bağını kesti.
Kesemediği tek bağ, o delikanlıya olan aşkıydı.
Bu uğurda erdikçe erdi, dert üstüne dert çekti. Sonunda bu yüzden can verdi.
Genç, onun öldüğünü duyunca yıkıldı, perişan oldu. Mezarına gelip ağlar, onun için dua eder, yanar yakılırdı.
Yine bir gün kabri başındayken onu uyku bastı. Rüyasında sevgilisini pek güzel giysiler içinde gördü ve ay gibi parlıyordu.
Sordu: Nasılsın benden sonra neyle karşılaştın?
Ey arzum! Senin sevgin ne güzel sevgiydi, beni hayra ve güzelliğe götürdü.
Nasıl bir güzellik?
Cennet ey sevgili, hiç bitip tükenmeyen nimetler içinde sonsuz bir cennet…
Genc: Beni orada hatırla. Çünki ben seni hiç unutmuyorum.
Vallahi bende unutmuyorum.
Seni ne vakit göreceğim ey sevgili?
Yakında bize gelecek ve beni göreceksin.
O genç, rüyasından sonra yalnızca yedi gece yaşayıp öldü.
Iskender PALA
Categories: HAYATIN İÇİNDEN
SON YORUMLAR