Arşiv

Archive for the ‘HAYATIN İÇİNDEN’ Category

KIZ ARKADASLAR

Sıcak nemli bir günde evli genç bir kadın koltukta oturmuş, ziyaretine gittiği annesiyle çay içiyordu.
Hayat, evlilik, hayatın yüklediği sorumluluklar ve yetişkinliğin getirdiği yükümlülükler hakkında konuşurlarken, anne dönüp kızına ciddi bir bakış attı ve:
“Kız arkadaşlarını unutma” diye tavsiyede bulundu ve devam etti.
“Yaşın ilerledikçe onlar senin için daha önemli olacaklar, kocanı sevsen de, çocuklarını ne kadar çok sevsen de yine de kız arkadaşlarına ihtiyaç duyacaksın.
Onlarla şu anda ve daha sonra bir yerlere gitmeyi ihmal etme, onlarla birşeyler yap ve kız arkadaşlarını hatırla.
Onlar sadece arkadaşların değil, senin kardeşlerin, kızların ve diğer akrabaların aynı zamanda” dedi.
“Ne kadar komik bir öğüt’ diye düşündü genç kadın.
‘Daha yeni evlenmedim mi ?
Çift dünyasına yeni katılmadım mı?
Artık ben evli kadınım.
Tanrı aşkına, yetişkin bir kadınım, kız arkadaşlarına ihtiyaç duyan bir genç kız değilim.
Eminim ki kocama ve aileme hayatımı harcamak, ihtiyaç duyduğum tek şey olacak”.
Ama herseye ragmen annesini dinledi; kız arkadaşlarıyla iletişim kurmaya devam etti ve her geçen yıl buna daha çok vakit ayırdı.
Yıllar geçtikçe , annesinin kendisine dediklerinin ne anlama geldiğini daha iyi anladı .
Zaman ve koşullar değiştikçe ve kadın üzerindeki gizemini göstermeye başladıkça, kız arkadaşları, kendi hayatının başlıca dayanağı oldu.
Evet!
Zaman geçiyor.
Hayat akıyor.
Mesafe ayırıyor.
Çocuklar büyüyor.
Aşk büyüyor ve azalıyor.
Kalpler kırılıyor.
Kariyerler son buluyor.
Ebeveynler ölüyor.
Ama kız arkadaşlar hep oradalar, aranızda ne kadar zaman ve kaç km mesafe olduğu önemli değil.
Son Söz:
Bir kız arkadaş, hiçbir zaman ona ihtiyaç duyduğunuzdan daha uzak değildir.

Categories: HAYATIN İÇİNDEN

MUTLULUK TABLOSU

Evini bir parti sonrası temizlemek için saatlerce uğraşıyorsan Bir çok arkadaşın var demektir
Faturalarını ödeyebiliyorsan Bir işin var demektir.
Pantolonun biraz sıkıyorsa Aç kalmıyorsun demektir.
Gölgen seni izliyorsa Güneş ışığını görüyorsun demektir.
Otobüsten indiğin yerden işyerine yolu uzun buluyorsan Yürüyebiliyorsun demektir
Hükümet hakkında eleştiri yapabiliyorsan Konuşma özgürlüğün var demektir
Yanındaki adamin sesinden rahatsız oluyorsan Duyuyorsun demektir.
Camları silmen , çatıyı onarman gerekiyorsa Bir evde yasiyorsun demektir
Doğalgaz faturan yüklü geliyorsa Isınıyorsun demektir
Yığınla yıkanacak ve ütülenecek çamaşırların varsa Yığınla giyeceğin var demektir
Çalar saatin sabahın köründe çalıyorsa Yaşıyorsun demektir
Aksamları kendini yorgun hissediyor ve bacakların ağrıyorsa O gün üretici olmuşsun demektir
VE TÜM BUNLARIN FARKINA VARABİLİYORSAN! MUTLUSUN DEMEKTİR
Categories: HAYATIN İÇİNDEN

HĀLĀ SİZİNLEYSE…

 ona bir kere daha sarılın

Hala sizinleyse!!!………..
1 yaşınızdayken sizi elleriyle besledi ve yıkadı. Bütün gece ağlayıp onu uyutmayarak teşekkür ettiniz.
2 yaşınızdayken size yürümeyi öğretti. Size seslendiğinde odadan kaçarak teşekkür ettiniz.
3 yasınızdayken
size özenle yemekler hazırladı. Tabağınızı masanın altına dökerek teşekkür ettiniz.
4 yaşınızdayken elinize rengârenk kalemler tutuşturdu. Evin bütün duvarlarına resim yaparak teşekkür ettiniz.
5 yaşınızdayken sizi cici kıyafetlerle süsledi. Gördüğünüz ilk çamur birikintisine atlayarak teşekkür ettiniz.
6 yaşınızdayken okula kadar sizinle yürüdü. Sokaklarda “GITMIYCEEEEEEEM” diye ağlayarak teşekkür ettiniz.
7 yaşınızdayken size bir top hediye etti. Komşunun camini kırarak teşekkür ettiniz.
9 yaşınızdayken size dualar öğretti, siz her seferinde unutarak teşekkür ettiniz.
11 yaşınızdayken sizi arkadaşınızla sinemaya götürdü “Sen bizimle oturma” diyerek teşekkür ettiniz.
12 yaşınızdayken zararlı TV programlarını seyretmenizi istemedi. O evde değilken hepsini izleyerek teşekkür ettiniz.
19 yaşınızdayken okul masraflarınızı karşıladı, sizi arabayla kampusa götürdü ve eşyalarınızı taşıdı.
Arkadaşlarınız alay etmesin diye kampus kapısında vedalaşarak teşekkür ettiniz.
21 yaşınızdayken iş hayati ve kariyerinizle ilgili size fikir vermek istedi. “Ben senin gibi olmayacağım” diyerek teşekkür ettiniz.
22 yaşınızdayken kep giyme töreninizde size gururla sarıldı. Avrupa seyahati için para isteyerek teşekkür ettiniz.
25 yaşınızdayken düğün masraflarınızı karşıladı, sizin için hem mutlu oldu hem çok duygulandı. Siz dünyanın bir ucuna taşınarak teşekkür ettiniz.
30 yaşınızdayken bebek bakimi hakkında size akil vermek istedi. “Artik bu ilkel yöntemleri bırak” diyerek teşekkür ettiniz.
40 yaşınızdayken sizi arayıp bir akrabanızın doğum gününü hatırlattı. “Anne işim başımdan aşkın” diyerek teşekkür ettiniz.
50 yaşınızdayken o çok hastalandı, hafta sonunda onu görmeye gittiğinizde mutlu oldu.
Ona yaşlıların çocuk gibi nazlı olduğunu söyleyerek teşekkür ettiniz.
Derken bir gün….. o öldü.
O güne kadar onun için yapmadığınız ne varsa, o anda kalbinize bir yıldırım gibi düştü….

Categories: HAYATIN İÇİNDEN

BAŞARISIZ OLMA YOLLARI

Hayatı yaşamak yerine ıskalamak, bir de “sevimsiz” ve de “başarısız” olmak istiyorsanız, aşağıdaki önerileri uygulamalısınız…
-İnanmanız gerekirden, kuşkulanın!..
-Güvenmeniz gerekirken, sorgulayın!..
-Emin olmanız gerektiğinde ise daima tereddüt gösterin!..
-Sevginizi açığa vuracağınıza, etrafınıza kin saçın!..
-Cesaret göstermeniz gerektiği an kaçın!..
-Risk üstlenmeniz gerekirse, bekleyin: Gün doğmadan neler doğar!..
-Kendinizi garantiye almadan adım atmayın…
-Duygularınıza boş verip mantığınızla övünmeyi sürdürün!..
-Umutlarınızı, beklentilerinizi ve kararlarınızı sürekli erteleyin!
-Konuşun, ancak harekete geçmeyin. Kaplumbağa gibi kabuğunuzun içinden çıkmayın!..
-Beklenmedik her olay karşısında paniğe kapılın.
-Çözümü değil, sorunları konuşun. Çözüme kilitlenmeniz gerektiğinde, soruna kilitlenin!..
-Her küçük sorunu “büyük sorun” olarak görün!..
-Geçmişte yaşadığınız mutsuzlukları düşünüp mutsuz olun ve bunları çevrenizle de paylaşın!..
-En yakınlarınızdan başlayarak tanıdığınız tanımadığınız tüm insanlara kaba davranın!..
-Sürekli olarak kapalı alanlarda yaşayın, ilkbahar, hatta yaz da gelse farketmez görünün!..
-Hiçbir sorununuzu paylaşmayın, kimseyle konuşmayın!..
-Eve daima geç gelin, evden hep erken çıkmaya çalışın!..
-Kitap filan okuyup çocuklarınızla oynayarak zaman kaybedeceğinize (!) zamanınızı televizyon seyrederek değerlendirin!..
-Eve her gelişinizde bağırıp çağırın ki, geldiğinizi herkes fark etsin!..
-Otoriter olun, yeri geldiğinde yumruğunuzu masaya vurmayı bilin!..
-Birlikte çalıştığınız, ya da birlikte yaşadığınız insanlara sert davranın ki, çekinsinler.
-Sürekli övünün. Çevrenize sık sık hayatta yakaladığınız fırsat ve imkanları anlatın.
-İnsanlar anlaşılmazdır! Bu yüzden onları anlamaya değil, düzeltmeye ve kullanmaya bakın!..
-Sizden beklentileri olan insanların beklentilerini boşa çıkarın!..
-Yakınlarınız hakkında dedikodu yapın, herkesi çekiştirin!..
-Hayatta kolaycı olun: Hiçbir konuda kafa patlatmayın, hadiseleri analiz etmeyin; ya kabul edin, ya da reddedin!..
-Evinizi ve işyerinizi kullanmadığınız eşyalarla tıka basa doldurun: Belki bir gün lazım olur!..
-Muhtaçlara sırt çevirin, mal varlığınızı bencilce salt kendinize harcayın!..
-Özür dilemeniz gerekse bile, başta eşiniz olmak üzere, kimseden özür dilemeyin!
-Her konuda haklı olduğunuza, haksız olsanız bile size hak verilmesi gerektiğine inanın!..
-Asla hayal kurmayın. “Ben gerçekçiyim, realistim” sözünü sık sık kullanın!..
-Sevmeyi, hele de bunu göstermeyi aklınızdan bile geçirmeyin! Bunlar zayıf insanlara göredir! Hatta sevmekten ve sevilmekten, ölümden korkar gibi korkun.
-Sorunları aşmada sık sık kaba kuvvete başvurun!..
-Tesadüfen yaptığınız birkaç iyiliği sürekli olarak anlatın!..
-Hayattan ders almayın, değişmeyin, hep aynı kalın!..
-Her söze “ben.. ben” diye başlayın, herkesin sözünü kesin, gururlanın!”
Bu kafada devam ettiğiniz taktirde, bin yıl yaşasanız bile ne yaşamayı öğrenebilirsiniz, ne de mutlu olmayı başarabilirsiniz.
Ama tabii hayat sizin: Siz bilirsiniz!

Yavuz BAHADIROGLU

Categories: HAYATIN İÇİNDEN

HAYATIN ENLERi

Hayatta ki en önemli şey: ALLAH’IN GÜCÜ
En güçlü iletişim kanalı: DUA
En değerli servet: İMAN
En etkili güç: SEVGİ
En büyük mutluluk: ÖZVERİ
Onsuz olunması en kötü şey: ÜMİT
En yıkıcı alışkanlık: KAYGI
Dünya üzerinde ki en inanılmaz bilgisayar: BEYİN
En büyük kayıp: ÖZ SAYGIYI YİTİRMEK
En büyük doğal enerji kaynağı: GENÇLİK
En çirkin kişilik özelliği: BENCİLLİK
Üstesinden gelinmesi gereken en büyük sorun: KORKU
En güzel kıyafet: GÜLÜMSEYİŞ
Başarıyı engelleyen en güçlü düşman: MAZERET
Toplumda istenmeyen en tehlikeli kişi: DEDİKODUCU
En güç dolu sözcük: YAPABİLİRİM
En değersiz duygu: KENDİNE ACIMAK
En çok güç veren aşı: TEŞVİK ETMEK
En etkili uyku ilacı: ZİHİN HUZURU
En taktir edilecek iyelik: GÜVENİRLİLİK
En mutluluk verici iş: BAŞKALARINA YARDIM ETMEK
Ve en iyi yaklaşım: ŞÜKRETMEKTİR
Şükretmek hayatın iyi tarafını ortaya çıkarır,
Sahip olduklarımızın aslında yeterli, hatta fazla bile olduğunu hissettirir,
Reddetmeyi Kabul etmeye, Düzensizliği Düzene, Karmaşıklığı Netliğe,
Bir öğün yemeği Ziyafete, Bir evi bir Yuvaya çevirir.
Şükretmek Geçmişimizi Anlamlı kılar,
Bu güne huzur ve yarınlara bir ışık getirir.

ALINTI

Categories: HAYATIN İÇİNDEN

BİR BARDAK ÇAY

Bir bardak çay deyip geçmeyin aslında birçok gerçegi gösterir
Ve hayatımızdan bir kesittir. 
Çayın Alt Demliği : “KAYNANADIR” Sürekli Kaynar Durur.
Hatta:Dikkat edilmezse TAŞABİLİR
Üst demlik:” GELİNDİR” Alt demlik kaynadıkça onunda Hareketi artar.
Ama Zamanla da Olgunlaşır ve Demlenir…. …
“GELİNİN KOCASI ise Bardaktır.
Her iki Çaydanlıktan da Yeterince Nasibini Alır.
Biraz Kaynana Doldurur onu;Birazda  Gelin…
Bu nedenle de Denge Unsurudur.
Açık yada Demli çayın Hoşa gitmemesi Bundandır…. .
“ÇOCUKLAR” Çayın Şekeridir. Tat verir.
 Çok Şeker Çayın Lezzetini Bozar.
 Şekersiz Çaya alışanlara ise Bir tanesi bile…Fazla Gelir…..
“GÖRÜMCE” ise Çay kaşığıdır.
Arada Bir gelir; Karıştırıp Gider….
“KAYINPEDERE GELİNCE” o da ” Çay Tabağı”dır.
Çayın Demine, Suyuna Karışmaz; Bir Kenarda öylece Oturur.
Sadece Dökülenleri Toplar  ve çevreye zarar vermesini engeller.
Ancak; Ara sıra boşaltılması gerekir, Yoksa Taşıp Herşeyi Berbat edebilir.
“ÇAY SÜZGECİ” Ailenin Sahip olduğu Değerlerdir.
Ve Aileyi Dış Müdahalelerden Korur.
Süzgecin Delikleri Büyük olursa ! Çayın Tadı Kaçar.
Suyu Isıtan “ATEŞ” ise HOŞGÖRÜDÜR.
O Olmadan Çay da Olmaz.
KISACASI Bir Bardak Çay “AİLEDİR”
ve  Ağız Tadıyla içilen Bir Bardak çayın da Üstüne Yoktur..

Categories: HAYATIN İÇİNDEN

GELENEK ve ENGELLER

Gelenek tarafından kurulan tuzaklar, yoluma durmadan yeni engeller ve yeni sınavlar çıkarıyordu.
O engel ve sınavlar sırtıma bindiğinde, bilgeliği ararken ölüp gideceğimi sandım.
Çevreme baktığımda ise; sözlerimin pek o kadar inandırıcı olmadığını fark ettim.
Şunu anladim:
Usta olduğun zaman bile bilmelisin ki senin yolun Allah’a giden birçok yoldan yalnızca biridir.
Işte o zaman gerçeğin farkına varır ve yolculuğun büyük sırrını anlayabilirsin.
O sır da şudur:
“Ancak öğreterek öğrenebilirsin. 
Evet! Hayat bize her dakika yeni şeyler öğretir; ama bunun farkına ancak başkalarına öğretmek ve şu yaşadığımız serüven kadar görkemli serüvenlere katılmak zorunda kaldığımız zaman varırız.

Paulo COELHO

Categories: HAYATIN İÇİNDEN

SON DERS

http://www…dailymotion.com/video/x974xc_son-ders_news

ABD’deki Carnegie Mellon Üniversitesi’nin Ölümcül Kanser Hastası Olan Öğretim Üyelerinden Prof. Randy Pausch’un ‘Son Ders’i

Categories: HAYATIN İÇİNDEN

ANKET

Dünya çapında bir anket yapılmış ve ankette sadece bir soru sorulmuş:
Soru şöyle:
Lütfen dünyanın geri kalan kısmındaki yiyecek eksikliğine bir çözüm bulmakla ilgili kişisel görüşünüzü belirtiniz.”
Bu anket büyük bir başarısızlıkla sonuçlanmış.
Çünkü;
- Güney Amerika’daki insanlar “lütfen” kelimesinin ne anlama geldiğini bilmiyor.
- Amerikada’ki insanlar “dünyanın geri kalan kısmı”nın ne anlama geldiğini bilmiyor.
- Afrika’da insanlar “yiyecek” kelimesinin ne anlama geldiğini bilmiyor.
- Batı Avrupa’daki insanlar “eksiklik” kelimesinin ne anlama geldiğini bilmiyor.
- Orta Doğu’daki insanlar “çözüm”ün ne anlama geldiğini bilmiyor.
- Ve Doğu Avrupa’daki insanlar da “kişisel görüş”ün ne anlama geldiğini bilmiyor.

Categories: HAYATIN İÇİNDEN

AHDE VEFA

Hz. Ömer arkadaşlarıyla sohbet ederken, huzura üç genç girer. Derler ki :
-Ey halife, bu aramızdaki arkadaş bizim babamızı öldürdü. Ne gerekiyorsa lütfen yerine getirin.

Bu söz üzerine Hz. Ömer suçlanan gence dönerek :

- Söyledikleri doğru mu diye sorar.

Suçlanan genç der ki :

- Evet doğru.

Bu söz üzerine Hz Ömer anlat bakalım nasıl oldu diye sorar.
Genç anlatmaya başlar:

Ben bulunduğum kasabada hali vakti yerinde olan bir insanım.
Ailemle beraber gezmeye çıktık,kader bizi arkadaşların bulunduğu yere getirdi.

Affedersiniz hayvanlarımın arasında bir güzel atım var ki dönen bir defa daha bakıyor.

Hayvana ne yaptıysam bu arkadaşların bahçesinden meyve koparmasına engel olamadım. Arkadaşların babası içerden hışımla çıktı atıma bir taş attı, atım oracıkta öldü.

Nefsime bu durum ağır geldi, ben de bir taş attım, babası öldü.

Kaçmak istedim fakat arkadaşlar beni yakaladı,durum bundan ibaret, dedi.

Hz Ömer:

-Söyleyecek bir şey yok, bu suçun cezası idam.Madem suçunu da kabul ettin… dedi.

Bu sözden sonra delikanlı söz alarak:

Efendim bir özrüm var, diyerek konuşmaya başladı:

Ben memleketinde zengin bir insanım,  babam, rahmetli olmadan bana epey bir altın bıraktı.

Gelirken kardeşim küçük olduğu için saklamak zorunda kaldım.

Şimdi siz bu cezayı infaz ederseniz yetimin hakkını zayi ettiğiniz için Allah(cc) indinde sorumlu olursunuz, bana üç gün izin verirseniz ben emaneti kardeşime teslim eder gelirim, bu üç gün içinde yerime rehin ve kefil olarak birini bulurum, der.
Hz. Ömer der ki:
Bu topluluğa yabancı birisin, senin yerine kim kalır ki?
Sözün burasında genç adam ortama bir göz atar, der ki:
- Bu zat benim yerime kalır.
O zat, Hz. Peygamber Efendimizin (sav) en iyi arkadaşlarından,
daha yaşarken cennetle müjdelenen Amr Ibni As’ dan başkası değildir.
Hz. Ömer Amr’a dönerek:
-Ey Amr, delikanlıyı duydun, der.
O yüce sahabe:
-Evet, ben kefilim, der ve genç adam serbest bırakılır.
Üçüncü günün sonunda vakit dolmak üzere ama gençten bir haber yoktur.
Medine’nin ileri gelenleri Hz. Ömer’e çıkarak gencin gelmeyeceği, dolayısıyla Amr Ibni As’a verilecek idam yerine maktulün diyetini vermeyi teklif ederler,
Fakat gençler razı olmaz ve babamızın kanı yerde kalsın istemiyoruz derler.
Hz. Ömer kendinden beklenen cevabı verir der ki:
-Bu kefil babam olsa fark etmez cezayı infaz ederim.
Hz Amr Ibni As ise tam bir teslimiyet içerisinde der ki:
-Biz de sözümüzün arkasındayız.
Bu arada kalabalıkta bir dalgalanma olur ve insanların arasından beklenen genç görünür.
Hz. Ömer gence dönerek der ki:
-Evladım gelmeme gibi önemli bir nedenin vardı, neden geldin?
Genç vakurla başını kaldırır ve (günümüz insanı için pek de önemli olmayan):

‘AHDE VEFASIZLIK ETTİ’  demeyesiniz diye geldim der.  

Hz. Ömer başını bu defa çevirir ve Amr Ibni As’a der ki:
- Ey Amr, sen bu delikanlıyı tanımıyorsun, nasıl oldu onun yerine kefil oldun?.
Amr Ibni As vakarla kanımızı donduracak bir cevap verir:
-Bu kadar insanın içerisinden beni seçti.
‘İNSANLIK ÖLDÜ’  dedirtmemek için kabul ettim
, der.

Sıra gençlere gelir, gencler derler ki:
- Biz bu davadan vazgeçiyoruz.
Bu sözün üzerine Hz Ömer:
-Biraz evvel babamızın kani yerde kalmasın diyordunuz,  ne oldu da vazgeçiyorsunuz? der.
Gençlerin cevabı da dehşetlidir:
‘MERHAMETLİ İNSAN KALMADI’ DEMEYESİNİZ DİYE…

Gonderen
Ozcan KOC

Categories: HAYATIN İÇİNDEN
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.