GENÇLİK ve İHTİYARLIK

Hayata dair ilginç bir ölçümleme metodu…
Herkes kendisinde deneyebilir…
 
Sizce insan hangi yaşa kadar genç sayılır?
Hangi yaştan sonra artık ihtiyardır?
Bu zor sorunun yanıtını ben Erdal İnönü’nün anılarında bulmuştum.
O da hukuk profesörü Vasfi Raşit Sevig’le yaptıkları bir sohbette öğrenmiş “doğru cevabı”…
Sevig Hoca, aralarında Erdal İnönü’nün de bulunduğu öğrencilerine;
“hangi yaşı ihtiyarlık sınırı kabul ettiklerini” sormuş..
Hepsi farklı yaşlar söylemişler.
O, hiçbirini beğenmeyip kendi cevabını vermiş:
“İnsan, yaşamına yeni bir yön verme iradesini gösterebildiği sürece gençtir.
Bu iradeyi gösteremeyip ‘Artık yaşamımı değiştiremem’ diyorsa gençliği gitmiş demektir.”

Categories: HAYATIN İÇİNDEN

BASIN PEDALLARA


Ortada tűrlű dolab ve entrikalar dőnsede
Basın pedallara, tırmanın yokușları
Gőnűl yuvası  yıkılıp tűm ıșıklar sőnsede
Korkmayın geceden, kaçırtın baykușları

Latif ÜNAL

Categories: RESİMLER

EĞER

Eğer, bütün etrafındakiler panik içine düştüğü
ve bunun sebebini senden bildikleri zaman,
sen başını dik tutabilir ve sağduyunu kaybetmezsen;

Eğer sana kimse güvenmezken sen kendine güvenir
ve onların güvenmemesini de haklı görebilirsen;

Eğer beklemesini bilir ve beklemekten de yorulmazsan
veya hakkında yalan söylenir de sen yalanla iş görmezsen,

Eğer hayal edebilir de hayallerine esir olmazsan,

Eğer düşünebilir ve düşüncelerini amaç edinebilirsen,

Eğer zafer ve yenilgi ile karşılaşır
ve bu iki hokkabaza aynı şekilde davranabilirsen;

Eğer ağzından çıkan bir gerçeğin bazı alçaklar tarafından
sana tuzak kurmak için eğilip bükülmesine katlanabilirsen,

Eğer ömrünü verdiğin şeylerin bir gün başına yıkıldığını görür
ve eğilip yıpranmış aletlerle onları yeniden yapabilirsen;

Eğer kalabalıklarda konuşup onurunu koruyabilirsen,
ya da krallarla gezip karakterini kaybetmezsen;

Eğer ne düşmanların ne de sevgili dostların seni incitmezse;

Eğer aşırıya kaçmadan tüm insanları sevebilirsen;

Yeryüzü ve üstündekiler senindir

Ve dahası

sen bir İNSAN olursun oğlum…

KİPLİNG
Categories: ŞİİRLER

ARKADAŞ ve 50 YAŞ

İnsan 50 yaşından sonra arkadaş yapamıyor kendine.
Koca yapıyor, hanım yapıyor, çocuk yapıyor,ama arkadaş yapamıyor.
Yapsa da eskiler gibi olmuyor.
Halbuki uykuya dalar gibi arkadaş olurduk okuldayken.
Arkadaş olmak için yaratılmış gibiydik.
Bir hafta içinde böbrek verecek hale gelirdik.
Neden olmuyor bu işler 50′sinden sonra?
Neden olamıyor?
Oysa o ne güzel bir iştah, o ne güzel bir açlıktı…
Herkes herkese açtı.
Seçer, bulur buluştururduk “ruh ikizlerimizi.”
Ne de çok ruhtaşımız vardı..
Hiç açıkta kaldığımı hatırlamıyorum.
Ruhumun güzel bir ikizi mutlaka olurdu yanı başımda.
Ölümüne sevdiğim, uğrunda her şeyi göze alabileceğim,
Her şeyiyle güzel, her şeyiyle doğru, her şeyiyle kabul ettiğim,
Basbayağı bir sevgiyle bağlı olduğum.
Şimdi ne zor.
Herkes kapalı kutu.
Herkes kapanmış, kaplumbağa olmuş.
Bir kahve içimi zorlu randevulara bakıyor.
Yatıya kalmak bir tabu.
Evler de gönüller de sımsıkı kapalı.
Gençliğin en çok bu yanını özlüyorum.
Ne güzelliğini, ne diriliğini, ne başıboşluğunu.
Aynı yazarı, aynı şairi seviyoruz diye kuruluveren dostlukları özlüyorum.
Birbirimize yazdığımız o uzun, o ayrıntılı mektupları özlüyorum.
Birbirimizi eleştirmeyişimizi özlüyorum.
Birbirimizin dedikodusunu yapmayışımızı özlüyorum.
Kavgayı değilse de kavganın altındaki ruhu özlüyorum.
Dünyaya karşı arkadaşımın koruyucu meleği olmayı özlüyorum.
Veya öyle olduğumu sanmayı…
Evet! 50′sinden sonra arkadaş yapılamıyor.
Kötülükten değil. Başka bir şey.
Ama sebebini çözemiyorum…
Son Söz:
Şu ana kadar sahip olduğum tüm arkadaşlarımı çok seviyorum…

Categories: HAYATIN İÇİNDEN

FİYAT VE DEĞER ARASINDAKİ FARK

Avrupa’nın ünlü sanat merkezilerinden birinde, çocuğun biri, vitrinde çok hoş bir tablo görür.
Tablo’nun bedeli oldukça yüksektir.
Çocuk bu tabloyu abisinin bir sonraki doğum gününe almayı ister ve bir iş bulup kıt kanaat geçinerek biriktirdiği tüm para ile mağazaya gider.
Şanslıdır, tablo hala satılmamıştır.
İçeri girer, tabloyu bir süre yakından izledikten sonra resmi yapan sanatçıyı bulur ve;
“Abimin doğum günü için bu resmi satın almak istiyorum, tüm param da bu kadar” der.
Ressam bir süre düşündükten sonra resmi paketler ve çocuğa satar.
Çocuk paketini alır ve teşekkür ederek çıkar.
Mağazada adamın arkadaşları da vardır ve şaşkın şaşkın sorarlar:
“Sen ne yaptın, o resmin değeri milyonlar ederdi. Neden bu kadar düşük bir rakama sattın?”
Ressam cevap verir:
“Evet, ben bu resme milyonlarını verecek bir sürü insan bulabilirdim, ancak tüm servetini bu resme verecek kaç kişi bulabilirdim?

Bu fıkrayı özetleyen güzel bir söz:
“Günümüzde insanlar her şeyin fiyatını biliyor, fakat hiçbir şeyin değerini bilmiyorlar.”
Oscar WILDE

Categories: NÜKTELİ FIKRALAR

EİNSTEİN VE ŞOFÖRÜ

Einstein konferanslarına hep özel şoförü ile  gidermiş.
Yine bir konferansa gitmek üzere yola çıktıkları bir gün şoförü Einstein’a;
“Efendim, uzun zamandır siz konuşmanızı yaparken ben de arka sıralarda oturup sizi dinliyorum ve neredeyse söyleyeceğiniz  her şeyi kelimesi kelimesine biliyorum” demiş.
Einstein gülümseyerek ona bir teklifte bulunmuş:
“Peki, şimdi gideceğimiz yerde beni hiç tanımıyorlar…
O halde bugün palto ve şapkalarımızı değiştirelim, benim yerime sen konuş,ben de arka sırada seni dinlerim.”
Şoför, gerçekten çok şahane ve başarılı bir konuşma yapmış ve sorulan bütün soruları doğru cevaplamış.
Tam yerine oturacağı sırada bir kişi, o güne kadar konferansta sorulmamış ağır bir fizik sorusu sormuş.
Şoför, hiç duraksamadan soruyu soran kişiye dönüp:
“Böylesine basit bir soruyu sormanız gerçekten çok garip” demiş.
Sonra da salonun arkasında oturan Einstein’ı işaret ederek şöyle devam etmiş:
“Şimdi size arka sırada oturan şoförümü çağıracağım ve sorduğunuz soruyu, göreceksiniz, o bile cevaplayacak.”
 Sonuç:
1-AKILLI İNSANLAR, AKILLI İNSANLARLA ÇALIŞIR
ve
2-ZEKİLİĞİNİN YANINDA UYANIKLIK DA İNSANA ÇOK ŞEYLER KAZANDIRIR……

Categories: NÜKTELİ FIKRALAR

İKİ ṢEY

İki şey “Kalitesiz İnsan”ın özelliğidir:
1- Şikayetçilik
2- Dedikodu
İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer:
1- Bakış açısını değiştirmek
2- Karşındakinin yerine kendini koyabilmek
İki şey yanlış yapmanı engeller:
1 – Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgecinden geçirmek
2- Hak yememek
İki şey kişiyi gözden düşürür:
1- Demagoji (Laf kalabalığı)
2- Kendini ağıra satmak (övmek, vazgeçilmez göstermek)
İki şey insanı “Nitelikli İnsan” yapar:
1- İradeye Hakim Olmak
2- Uyumlu Olmak
İki şey “Ekstra Değer” katar:
1- Hitabet ve diksiyon eğitimi almak
2- Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek
İki şey geri bırakır:
1- Kararsızlık
2- Cesaretsizlik
İki şey kaşif yapar:
1- Nitelikli çevre
2- Biraz delilik
İki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar:
1- Baskın yeteneği bulmak
2- Sevdiğin işi yapmak
İki şey başarının sırrıdır:
1- Ustalardan ustalığı öğrenmek
2- Kendini güncellemek
İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır:
1- Niyetin saf olması
2- Ruhsal farkındalık
İki şey milyonlarca insandan ayırır:
1- Sorunun değil, çözümün parçası olmak
2- Hayata ve her şeye yeni (özgün, orijinal, farklı) bakış açısıyla yaklaşabilmek
İki şey gelişmeyi engeller:
1- Aşırılık (mübağala, abartı, ifrat, tefrit)
2- Felakete odaklanmış olmak
İki şey çözüm getirir:
1- Tebessüm (gülümseme)
2- Sükut (susmak)

Categories: GENEL KÜLTÜR

ÇÖLDE İRFAN ARAMAK

İrfanı, toprağı dişlerimle ve tırnaklarımla kazarak yedi kat yerin dibinden çıkarmıştım.
Çölün kumlarında altın zerreleri arayan adam…
Ben ışık arayan, aydınlanmak ve aydınlatmak isteyen bir adamım.
Politika ve aksiyon adamlarının en zayıf yanı, düşünce adamını küçümseyişleridir.
Düşünenin görevi;
İnsan’ından kopan, tarihini unutan ve yolunu şaşıran aydınları irşada çağırmak,
yani kızmadan, usanmadan irşad.
Çünkü beyinle kol, nazariye ile aksiyon el ele vermedikçe, toplum sıhhate kavuşamaz. 

Cemil MERİÇ

Categories: RESİMLER

KALEM

Karanlıkları devirmek ve aydınlık bir çağın kapılarını açmak için en mükemmel silah: Kalem.
Sözle ve yazıyla kazanılmayacak savaş yoktur.
Kalem sahiplerine düşen ilk vazife:
Telaş etmemek, öfkelenmemek ve kin kışkırtıcısı olmamak.
Halkı okumaya, düşünmeye ve sevmeye alıştırmak.
Bir kılıcın kazandığı bir zaferi, başka bir kılıç yok edebilir.
Ama Kalem’le yapılan fetihler, tarihe mal olur, tarihe, yani ebediyete.

Cemil MERİÇ

Categories: SÖZÜN ÖZÜ

STRES

Stres nedir ve nasıl ortaya çıkar?
Stres, ani ve beklenmedik bir durumun kişide oluşturduğu duygular ve hallerdir.
Stres her zaman olumsuz bir durum sonucunda ortaya çıkmaz.
Tatil veya yolculuga çıkmak gibi ani olaylar da stres oluşturabilir.
Olumsuzluktan doğan stresin derecesi ve sıklığı ne kadar fazlaysa; ortaya çıkardığı zararlı etkiler de aynı oranda artar.
Stres aniden veya dönemsel olarak başlayan, birbirini tetikleyen olaylar dizisi sonucu da ortaya çıkabilir.
Belirli periotlarla karşılaşabileceğimiz gibi olumsuz hayat şartları nedeniyle kronik hale gelebilir.
İşten çıkarılma, iş bulamama, maddi sıkıntılar, iş arkadaşlarıyla uyum içinde çalışmama, yoğun trafik ortamında işyerine mutsuz gitmek, ani bir toplantı ortaya çıkması, plansızlık gibi faktörler kişide stres oluşturabilir.

Stres’in belirtileri nelerdir?
Stres yaşayanlarda “nabız hızlanması, terleme, mide baş boyun şikâyetleri, kas gerilmesi, nefes daralması, tedirginlik” gibi fiziksel tepkiler ortaya çıkar.
Bunları korku, kaygı, öfke, hayal kırıklığı, karamsarlık, huzursuzluk gibi duygusal tepkiler izler.
Kişi, ondan uzaklaşmak için “ilaç kullanma, aşırı yemek yeme, uyku problemleri, gevşeme ve sakinleşme güçlüğü, sosyal ortamlardan kaçınma, sakarlık, telaş” gibi davranışlar gösterebilir.
Bunlar savunma mekanizmalarıdır. Kişi bunları, duyguların ve gerilimin hayatlarını olumsuz etkilememesi için kullanır.

Stresle başa çıkma yöntemleri nelerdir?
Kişilerin strese verdiği tepkiler ve stresle başa çıkma yöntemleri değişebilir.
Stres faktörleri ve stresle başa çıkma yöntemleri yaş, bireysel özellikler ve yaşam deneyimlerine göre farklıdır.
Kişilere bedenlerine, duygu, düşünce ve durumlara yönelik çeşitli tekniklerle stresle başa çıkma yolları öğretilebilir.
İşte bunlardan bazıları:
1-Sağlıklı yaşam alışkanlıkları edinin.
2-Yeteri kadar uyuyun. Uykunun yettiğinden ve zihninizi rahatlattığından emin olun.
3-Spor yapın. Sporu hayatınızın bir parçası haline getirin. Her gün düzenli olarak spor yapmaya özen gösterin. Açık havada bir yürüyüş ya da basit bir egzersiz programıyla kendinizi çok daha mutlu hissedebilirsiniz.
4-Dengeli beslenin. Sık ve az yemek yiyin. Sağlıklı besinler yemeye özen gösterin. Öğün atlamayın.
5-Gereksiz para harcamayın. Eğer gelirinizin çok üstünde harcama yaparsanız bir süre sonra bu meblağları karşılayamaz duruma gelebilirsiniz. Bu da stres sebebidir.
6-Sigara ve alkolden uzak durun. Strese giren insanlar zaman zaman sigara ve alkole başvurup çıkış yolu bulmaya çalışabilmektedir. Halbuki bu maddeler daha fazla strese yapıyor.
7-Hayata geniş bakın. Durum ve olayları genellemeden hayata daha geniş bir perspektifle bakmayı öğrenmek gerekiyor.
8-Strese iyi tarafından bakın. Onun tehdit olduğunu unutun ve kendinizi sınama imkânı olarak görmeye çalışın.
9-Nefes egzersizleri yapın. Gevşeme yöntemlerini uygulayın.
10-Saplantılarınızdan kurtulun. Mantıksız inanç ve varsayımlarınızı sınamayı öğrenin.
11-İnsanlarla iletişim kurun. Duygularınızı açık ve uygun bir şekilde başkalarıyla paylaşma yetisi kazanın.
12-Kendinize kısa özel zamanlar ayırın.Bu kısa boşluklar sizin mutlu olmanızı sağlayacaktır.
13-Değer yargılarınızı gözden geçirin. Bunların stres üzerindeki etkilerini düşünerek neyin önemli olup olmadığına karar verin.

AYŞE ELİF ORHON (PSİKOLOG)

Categories: HAYATIN İÇİNDEN
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.