BİR NESLİN ANATOMİSİ

”1950 ile 1970 yılları arasında doğmuş, ama hala ideallerinin peşinden koşan hesapsız ve çok özel bir nesil.
Hiçbirinin altına hazır bez bağlanmamış, renkli çocukluk resmi, hatta çoğunun hiç bebeklik resmi de olmamış.
Hiç biri kreş, dershane, özel okul görmemiş, çoğu yatılı okumuş, en azından lise bitirmiş, ama çok kitap okumuş ve kendini geliştirmiş.
Gerektiğinde simit satarak, ayakkabı boyayarak, tezgahtarlık, tamirci çıraklığı, pazarcılık, hamallık ve inşaatlarda amelelik yaparak okul harçlığını çıkarmış, hayatı yaşayarak öğrenmiş.
Ne ailesine, ne devletine ekonomik olarak yük olmadan hemen hepsi bir baltaya sap olmuş. Yük olsa bile karşılığını fazlasıyla ödemiş.
Aç-açık, aşsız-susuz, evsiz-barksız kalmış ama kimseye yalvarıp el etek öpmemiş, ezilmiş ama ezik kalmamış.
5 ihtilal, 6 muhtıra ve 7 post-modern darbe görerek gerilim ve korkuyla, 10 ekonomik krizden nasibini alarak açlık ve yoklukla terbiye edilmiş.
Bu nesil öyle özel bir nesil ki; düşmanın da mert’ini aramış, buldu mu hakkını teslim edip onunla da dost olmuş. Dost görünümlü ve arkadan hançerleyen namertlerden ise nefret etmiş.
Bu nesle, bu soyu tükenenlerin son kalanlarına iyi bakın.
Onların kimi sokakta oyun arkadaşım, kimi yatılı okuldan 8 zeytini paylaştığım kader yoldaşım, kimi aynı görüşten olmadığımız halde üniversitede ki öğrenci olaylarında beni korumaya çalışan mert ve cesur okul arkadaşım, kimi de Anadolu’nun bağrında bir ülkü ve ideal uğruna gençliğimizi feda ettiğimiz yol arkadaşım…
Onlar neden özel bir nesil biliyor musunuz?
Bu neslin üzerinden dışarıdaki güçler ve içerideki güçlüler silindir gibi geçti. Hayat çarkının dişlileri onları devamlı öğüttü ama yok edemedi. Her şeye rağmen ayakta kaldılar da ondan.
Onlar sadakat ve vefayı gördüğü gibi, ihanetin acısını ve dost hançerinin sancısını da gördü.
Bunlara iyi bakın ve sizin de evinizde onlardan kalan varsa; onları özel korumaya alın.
Çünkü onların üretimi yok, tedavülden kalkmak ve nesilleri tükenmek üzere.    
Onun için 1950-1970 yılları arasında doğmuş ve hala yaşayan dede, anneanne, babaanne, ana, baba, teyze, hala, dayı, amca, yenge, velhasıl neyiniz varsa değerini bilin!
Çünkü onlar elinizdeki son kıymetli hazinedir.
Onlarla oturun konuşun, hatıralarını dinleyin, geçmişi ve yaşadıklarını öğrenin. Sonra arar da bulamazsınız ve iş işten geçmiş olur.
Çünkü onlar yakın tarihin son canlı kaynakları, iki ayaklı sözlü tarih kitabıdır.
Özetlersek onlar müzelik antika bir nesildir.
Mevlüt Kaleli
Amasya Taşova Gazetesi

NOT: Yazı özetlenerek ve düzenlenerek yayınlanmıştır.
Sayın yazardan özür dileriz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s